SEN DE ÖZLEMEDİN Mİ?

SEN DE ÖZLEMEDİN Mİ?

Özledim. Hem de çok özledim. Sosyal medyada yayılan sen de özlemedin mi videosunu izliyorum. Görüntüler gözlerimi dolduruyor. 2015’ten beri yasaklanan, son beş yıldır yapılma girişimlerine polis saldırısıyla karşılık verilen, zamanında on binlerce kişinin yürüdüğü İstanbul Onur Yürüyüşü’nün yapılmasını çok özledim. Hayır, her şeye inat yürüyoruz diyemiyorum. Polis saldırısı altında, yüz kişiyi geçmeyen bir kalabalığın basın açıklaması okuma süresince bile nefes alamadan duramadığı bir şeye onur yürüyüşü demiyorum. Geçmiş görüntülere bakıyorum. Kendi resimlerime, internetteki videolara. O kadar uzak bir geçmişten ki. Baktığımda gördüğüm şey sanki bir zamanlar İstanbul’da, Taksim’in ortasında gerçekleşmiş eylemler değil de başka bir ülkeden görüntüler gibi. Artık olmamasına o kadar alışılmış ki sanki izlediğim yürüyüşler İstanbul’da hiç yapılmadı.

Çevremde eski onur yürüyüşlerine hiç katılmamış lubunyalar var. Onlar için onur yürüyüşü; polisten kaçarak, gaz yiyerek, polisle köşe kapmaca oynayarak basın açıklaması okumak demek. Ben polis anksiyetesi yaşayan, her gün bir kalp ilacı alan ve biber gazı yediğinde ayakta duramayan bir insan olarak 2015’ten sonra İstiklal’e gitmedim. Bu yüzden de benim için beş senedir onur yürüyüşü yok. Onur yürüyüşü dediğimde aklıma gezi sonrası sayısı on binleri de aşan lubunya ve destekçinin iki saat boyunca İstiklal’e sığmayışı. Sıraselviler’in en başından tünele kadar yürüyüşü, sonunda kendinden geçen lubunyaların tüneldeki kuleye tırmanışı geliyor.

Tamam her yürüyüşümüz onur yürüyüşü ama onur yürüyüşümüz artık yok. Ve ne zaman olacağını da bilmiyoruz. Hayır pandemiden dolayı değil. Kolektif hafızamızda ve hafıza kartlarımızda capcanlı duran yürüyüşün yapılmaya yapılmaya giderek silinip gitmesinden korkuyorum.

 

Mantar

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Scroll to Top